COP31 NEDİR? NEDEN ÖNEMLİ? ORADA OLMALI MIYIM?
1. COP31 NEDİR?
“COP31 nedir?” sorusunun cevabını tam olarak anlamak için biraz geriye, 1992 yılına gitmek gerekiyor.
O yıllarda bilim dünyasında atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ve bunun küresel sıcaklıklar üzerindeki etkisi giderek daha fazla gündeme geliyordu. Sadece sıcaklıkların yükselmesi değil; kuraklıkların, sellerin, aşırı sıcakların, orman yangınlarının ve diğer ekstrem hava olaylarının daha sık ve şiddetli yaşanması, buzulların ve deniz seviyelerinin değişmesi gibi gelişmeler de ülkeleri ortak bir sorunla karşı karşıya olduklarını görmeye yöneltti.
Üstelik iklim değişikliğinin önemli bir özelliği vardı: Sınır tanımıyordu. Bir ülkede atmosfere salınan sera gazı yalnızca o ülkeyi etkilemiyordu. Dolayısıyla ülkelerin bu sorunla tek tek mücadele etmesi yeterli değildi; ortak hedefler, ortak kurallar ve birlikte hareket etmek gerekiyordu.
İşte bu ihtiyaç, 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) kabul edilmesine ve ülkelerin iklim değişikliği konusunda düzenli olarak bir araya geleceği bir sistemin kurulmasına yol açtı.
Bu toplantıların en üst karar organı ise Conference of the Parties – Taraflar Konferansı, yani hepimizin bildiği adıyla COP oldu.
İlk COP neredeydi?
İlk COP, 1995 yılında Berlin'de gerçekleştirildi. Yaklaşık 150 ülkenin katıldığı bu toplantıda, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede nasıl daha somut taahhütler üstleneceği ve özellikle gelişmiş ülkelerin sorumluluklarının nasıl artırılacağı müzakere edildi.
Yani COP aslında sadece “ülkelerin iklim hakkında konuştuğu bir toplantı” değil. Ülkelerin ortak kurallar ve hedefler üzerinde müzakere ettiği uluslararası bir karar mekanizması.
2. COP31 NEDEN ÖNEMLİ?
COP'ların neden önemli olduğunu anlamanın en güzel yolu, bazılarına ev sahipliği yapan şehirlerin bugün iklim politikasıyla özdeşleşmiş olmasına bakmak.
Örneğin COP3, 1997 yılında Japonya'nın Kyoto kentinde gerçekleştirildi ve burada Kyoto Protokolü kabul edildi. Protokol, özellikle gelişmiş ülkelere sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik bağlayıcı hedefler getirmesi açısından önemli bir dönüm noktasıydı.
Sonra 2015 yılında Paris'te düzenlenen COP21 geldi. Bu toplantıda Paris Anlaşması kabul edildi. Küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre 2°C'nin oldukça altında tutulması ve 1,5°C ile sınırlandırılması için çaba gösterilmesi hedefi, artık küresel iklim politikasının temel referanslarından biri haline geldi.
Daha yakın dönemde ise COP27'de Şarm El-Şeyh'te Kayıp ve Zarar Fonu, COP28'de Dubai'de ise ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) gibi önemli kararlar gündeme geldi.
Kısacası, bazı COP'lar yalnızca yapıldıkları şehirle değil, orada alınan kararlarla hatırlanıyor.
Peki şimdi sıra Antalya'da. Acaba Antalya da böyle bir kararın, anlaşmanın veya yeni bir dönemin adı olabilir mi? Neden olmasın?
COP31'in gündeminde iklim finansmanı, temiz enerji dönüşümü, emisyonların azaltılması, iklim değişikliğine uyum, dayanıklılık, teknoloji, kapasite geliştirme ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları gibi başlıkların öne çıkması bekleniyor.
Antalya'da mutlaka yeni bir “Paris Anlaşması” veya “Kyoto Protokolü” imzalanacak diyemeyiz tabi ki. Ancak COP31, mevcut iklim hedeflerinin hayata geçirilmesi, finansmanın artırılması ve ülkelerin somut uygulamalar konusunda daha fazla adım atması açısından önemli bir dönüm noktası olabilir.
Türkiye açısından önemi ise daha da farklı.
Çünkü Türkiye ilk kez bu ölçekte bir BM iklim konferansına ev sahipliği yapıyor. Dünyanın dört bir yanından hükümet temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, finans kuruluşları, yatırımcılar, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve şirketler Türkiye'de bir araya gelecek.
Bu nedenle COP31 yalnızca Türkiye'nin iklim politikasını değil; enerji, sanayi, finans, ihracat, teknoloji, turizm ve yeni yatırımlar açısından Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki yönünü de yakından ilgilendiriyor.
Belki Antalya da önümüzdeki yıllarda Kyoto ve Paris gibi bir iklim diplomasisi terimi haline gelir. Kim bilir?
3. ORADA OLMALI MIYIM?
Şimdi biraz daha kişisel bir soruya gelelim.
“Ben neden COP31'e gideyim?”
Öncelikle COP31, Antalya'nın da en güzel dönemlerinden birinde gerçekleşiyor. Bir nefes almak, farklı insanlarla tanışmak ve dünyanın iklim gündeminin merkezinde neler konuşulduğunu yerinde görmek bile başlı başına bir deneyim.
Ama bundan çok daha fazlası var.
Böylesine büyük bir uluslararası konferansın Türkiye'de gerçekleşmesi, hayatımızda her gün karşılaşacağımız bir fırsat değil.
Burada önemli bir ayrım var: Mavi Alan ve Yeşil Alan.
3.1. Mavi Alan mı, Yeşil Alan mı?
Mavi Alan (Blue Zone), COP'un resmi müzakere alanı. Ülkelerin resmi delegasyonları burada müzakerelerini yürütüyor; Birleşmiş Milletler kuruluşları, gözlemci kuruluşlar ve akredite basın da bu alanda yer alabiliyor.
Dolayısıyla Mavi Alan, “ziyaret edip konferansı gezebileceğiniz” bir alan değil. BMFCCC akreditasyonu gerekiyor ve erişim belirli kategoriler ve kurallar çerçevesinde sağlanıyor.
Yeşil Alan (Green Zone) ise çok daha geniş bir katılıma açık olan bölüm. Burada şirketler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, girişimciler ve bireyler için etkinlikler, sergiler, paneller ve çeşitli deneyim alanları bulunuyor.
Yani COP'un resmi müzakere masasında yer alamasanız bile, Yeşil Alan'da iklim gündemini yakından takip etmek ve dünyanın farklı yerlerinden insanlarla bir araya gelmek mümkün.
3.2. Birey olarak neden katılmalıyım?
Çünkü iklim değişikliği artık yalnızca çevre mühendislerinin veya kamu kurumlarının konusu değil.
Enerji fiyatlarından kullandığımız teknolojilere, satın aldığımız ürünlerden çalıştığımız şirketlerin politikalarına kadar pek çok alan dönüşüyor.
COP31'e katılmak;
dünyada hangi teknolojilerin öne çıktığını görmek,
farklı sektörlerin geleceğe nasıl hazırlandığını anlamak,
yeni insanlarla tanışmak,
ilgi duyduğunuz konuda uzmanları dinlemek
ve belki de kariyeriniz için yeni bir yön keşfetmek
için önemli bir fırsat.
3.3. Şirketler neden katılmalı?
Şirketler açısından konu biraz daha farklı.
İklim politikaları artık iş dünyasının maliyetlerini, yatırımlarını ve ihracatını doğrudan etkiliyor.
Karbon emisyonları, yeşil finansman, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir tedarik zincirleri, karbon piyasaları ve Avrupa'nın karbon düzenlemeleri gibi konular şirketlerin önümüzdeki yıllardaki stratejilerini değiştirebilir.
COP31 bu nedenle sadece “iklim hakkında bilgi edinilecek” bir yer değil; sektörün nereye gittiğini görmek, potansiyel iş ortaklarıyla tanışmak, yeni teknolojileri keşfetmek ve şirketin gelecekteki stratejisini şekillendirmek için bir buluşma noktası.
Bir başka ifadeyle:
Bugün COP31'e giden bir şirket, sadece bugünün iklim gündemini takip etmiyor; yarının iş dünyasını anlamaya çalışıyor.
4. PEKİ NASIL KATILABİLİRİM?
Yeşil Alan'a ziyaretçi olarak katılmak mümkün. Ziyaretçi kaydı ve etkinlik programıyla ilgili güncel bilgilere COP31 Türkiye'nin resmi internet sitesinden ulaşabilirsiniz:
Mavi Alan için ise süreç farklı. Buraya giriş için UNFCCC akreditasyonu gerekiyor ve hangi kategorilerin nasıl akredite olabileceğiyle ilgili detaylar UNFCCC'nin COP31 sayfasından takip edilebilir:
COP31'in tarihleri yaklaştıkça etkinlik programını ve tematik günleri de takip etmekte fayda var.
Çünkü örneğin enerji, finans, sanayi, teknoloji, ulaşım, şehirler, tarım veya turizm gibi alanlardan birinde çalışıyorsanız, ilgi alanınıza denk gelen tematik günler sizin için çok daha değerli olabilir.
Hem sektörünüzün dünyada nereye doğru gittiğini görebilir hem de aynı alanda çalışan şirketlerle, uzmanlarla, yatırımcılarla ve potansiyel iş ortaklarıyla iletişim kurabilirsiniz.
5. BİZ ORADA OLACAĞIZ
Biz de EKOKOD olarak COP31'de olacağız.
Belki bir panelde, belki bir etkinlikte, belki de Antalya'nın bir köşesinde kahve içerken iklimin, enerjinin ve iş dünyasının geleceğini konuşurken karşılaşırız.
Görüşmek dileğiyle.